MERHABA BEN MURAT CAN ŞANLI TARİHİMİZİ ÖĞRENMEK İSTİYORSANIZ DOĞRU YERDESİNİZ... (sitede görünen reklamların sitemizle ilgisi yoktur...)

   
 
  MALAZGİRT SAVAŞI NASIL KAZANILDI?

 Malazgirt Savaşı, İslâm âle­minin kaderiyle yakından alâkalı bir savaştı. Ya kazanılıp Bizans'ın kolu kanadı kırılacak, İslâm ül­keleri üzerinde beslediği kötü niyetler önlenecek ve Anado­lu'nun İslâm fetihlerine açılması tam olarak ger­çekleşecekti. Yahut da bunun tersi olacaktı. İs­lâm âlemi de bu önemli neticenin farkındaydı.

Bizans Ordusu, Alparslan'ın ordusundan asker sayısı ve harp malzemesi yönünden çok üstün vaziyetteydi. Bu durumdan Alparslan en­dişe duyuyordu. Fakat teselli bulduğu nokta şuydu ki, gerek askerleri, gerek kumandanla aynı ülkü ve gaye etrafında birbirlerine sıkı sıkıya kenetlenmişlerdi. Hepsinin de bağlandığı ilke şuydu:
"Allah yolunda şehid veya gazi olmak" "İ'lâ-yı Kelimetullah için düşmanla savaşmak."
Üstelik arkalarında bütün İslâm âleminin maddî ve mânevi desteği de vardı. Halife, biz­zat bütün İslâm ülkelerine, camilerde okunmak üzere şu hutbe ve dua metnini yollamıştı.
"Allahım! İslâm sancağını yükselt ve İslam’a yardım et. Şirkin başını ezmek ve kö­künü kazımak suretiyle onu mahvet! Sana itaat yolunda canlarını feda edip, kanlarını sana kulluk için esirgemeyen mücahitleri, kuvvetlendirerek yurtlarını emniyet ve zafer­le doldur. Yardım ve inayetini İslâm ordula­rından eksik etme... Müminlerin Emîrinin açık bir delili olan Şehinşâhü'l-A'zam'ın (Alparslan'ın) senden dileğine yardımını esirgeme ki O, bu sayede Senin hükmünü yürür, sânını yayılır kılsın ve zamanın güç­lükleri karşısında kolayca yerinde tutunabil-sin. Senin dinini şerefli ve yüce tutabilmek kin onu, lütuf desteğinden mahrum etme.
Rabbim, O, nasıl Senin dâvetine uyup dininin korunmasında gevşeklik gösterme­den emirlerine boyun eğmiş ve düşmanları­na bizzat karşı koyarak İslâm'a hizmet için geceyi gündüze katmışsa, Sen de ona zafer kısmet eyle. Dileklerinde ona yardımcı ol.Kaza ve kaderini onun lehine tecellî ettir.Onu öyle bir koruyucu zırh ile kuşat ki, düş­manların her türlü kinlerini def etsin ve lütfunla bu koruyucu, onu en sağlam ellerle muhafaza etsin. Yapmak istediği her şeyi ona kolay kıl. Tâ ki onun kutsal cihadı, zaferden ışık alsın.
Ey Müslümanlar, doğru bir niyet, dü­rüst bir azim ve Allah'tan korkan temiz kalplerle ve ihlâs bahçesinden kısmet alan inançlarla, onun için Rabbinize yalvarıp ya­karınız! Çünkü noksanlardan uzak olan yü­ce Allah şöyle buyuruyor:
"Ey Muhammed, onlara 'duanız olmasa Rabbim size niçin değer versin de ..." (Fürkan sûresi, âyet:77)
Onun güçlü ve kuvvetli olarak düşman­larını yenmesi, sancağını yükseltip zaferlerin en son derecesine erişmesi ve gayesine nail olması hususunda Allah'a dua ve niyazda bulununuz.
Allah'ım, onun bütün güçlüklerini kolaylaştır ve şirki, onun önünde ona boyun eğdir!"
Bu hutbe, bütün İslâm dünyasında okun­muş ve aynı anda yüz binlerce el, Selçuklu Sulta­nının zaferine dua için semaya kalkmıştır.
Ne ulvî ve haşmetli manzara...
O gün İslâm kardeşliği duygusu bütün benlikleri kaplamış, bütün gönüller aynı ruh ve îmanla çarpmıştır.
Anadolu'nun kapısını İslâmiyet’e açacak olan bu savaşın mübarek kahramanları arasında, Türklerin haricinde, birçok Müslüman devletle­rin askerleri de vardı. Pek çok Müslüman Kürt beyleri ve Arap emirleri, bu büyük cihad için Al­parslan'ın emrine girmişlerdi. Bütün insanları ırk, renk, dil gibi farklılık unsurlarını bir tarafa bıraktırarak ulvî bir ideal ve evrensel bir gaye etrafında toplayan İslâmiyet, Malazgirt ovasında da Türk'ü, Kürd'ü, Arab'ı aynı ülkü etrafında omuz omuza kenetlemişti. İdeal: Allah'ın rıza­sını kazanmak, Allah'ın ismini cihana yaymak ve yüceltmekti...
Daha önce, Alparslan'ın imamı Buhâralı Mehmed bin Abdil-Melik, Sultan'a şu teklifte bulunmuştu:
- Ey Sultan! Sen, Allah'ın zafer va'deylediği İslâmiyet uğrunda cihad yapıyorsun. Bütün Müslümanların, minberlerde dua et­tiği Cuma günü savaşa giriş. Ben Allah'ın, zaferi senin adına yazdığına inanıyorum.
Alparslan da bu teklifi gayet yerinde bul­muş ve savaşı binlerce Müslüman’ın ellerinin yardım ve zafer dualarıyla semaya doğru uzan­dığı, Cuma namazı sonrasına bırakmıştı.
Cuma namazı kılındıktan sonra Alparslan, beyazlar giyindi, atından inerek secdeye kapan­dı, Allah'a şu şekilde niyazda bulundu:
"Ya Rabbi, Seni kendime vekil yapıyor, azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda cihat ediyorum.
Ey Rabbim, niyetim halistir. Bana yar­dım et. Sözlerimde hilaf varsa, beni kahret. Eğer kalbimdeki düşüncelerimi bu dilimle söylediğim sözlerime uygun bulursan, düş­manlara karşı giriştiğim bu mücadelede ben­den yardımını esirgeme, her zorluğu bana kolay yap.."
Bu niyazdan sonra başını secdeden kaldıra­rak beylerine ve askerlerine hitaben şu muhte­şem konuşmasını yaptı:
"Burada Allah'tan başka bir sultan yok­tur. Emir ve kader tamamıyla O'nun elinde­dir. Bu sebeple, benimle birlikte savaşmakta ya da savaşmamakta serbestsiniz."
Bu yürekten kopup gelen îman ve ihlâs do­lu sözler, askerleri ve kumandanları coşturmaya yetmişti. Hep bir ağızdan "Asla emrinden ayrıl mayacağız Sultanım!" diye karşılık verdiler.
Artık ortalık ana-baba gününe dönmüştü. Sevinç içinde ağlaşanlar, birbirlerinden helâlık dileyenler, Allah'a bütün samimiyetleriyle yalva­rıp yakaranlar...
Bu arada son hazırlıklarını da tamamlayan Sultan, atına bindi ve askerlerine son söz olarak şu hitabı yapa:
"Ey askerlerim, eğer şehit olursam, bu beyaz elbise kefenim olsun. O zaman ruhum göklere çıkacaktır. Melikşah'ı yerime tahta çıkarınız ve ona bağlı kalınız. Zaferi kazanır­sak, önümüzde çok hayırlı günler olacaktır."
İşte Malazgirt meydan savaşı bu îman, bu ruh ve bu manevî potansiyelle kazanılmış, Müs­lüman Türklere Anadolu'yu vatan yapacak olan fetihlerin anahtarı hükmündeki bu muhteşem zafer, böyle parlak bir îman ve kahramanlıkla destanlaştırılmıştır.
 


TÜRKİYE'DE TARİH EĞİTİMİNİ YETERLİ BULUYOR MUSUNUZ?
EVET
HAYIR

(Sonucu göster)


Reklam
 
GÜNCEL DÖVİZ KURLARI
 
GÜNCEL ALTIN FİYATLARI
 
KÖŞE YAZILARI
 
 
Bugün 8 ziyaretçi (23 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=