MERHABA BEN MURAT CAN ŞANLI TARİHİMİZİ ÖĞRENMEK İSTİYORSANIZ DOĞRU YERDESİNİZ... (sitede görünen reklamların sitemizle ilgisi yoktur...)

   
 
  İNŞAALLAH TEKRAR DÖNER,BİZE YENİDEN HAKİM OLURSUNUZ

 Sene Miladi 636.

Bizanslılar, İslâm orduları     karşısında yenilgi üstüne yenilgi  almaktalar. İmparator hiddetten köpürmekte, öfkeden sinir kriz­leri geçirmekte. Koskoca Bizans İmparatorluğunu sarsıp perişan edenler, gerçek ten daha düne kadar bedevi bir hayat yaşayan bu çöl adamları mıydı? Olacak iş miydi bu? Yanındakilere sık sık soruyordu:
-    Neden bunların karşısında duramıyorsunuz? İslâm ordularının ilerlemesine neden mâni olamıyorsunuz?
Her seferinde aldığı cevap aynı idi:
Müslümanların maneviyatı bizden çok kuvvetli, haşmetli imparatorumuz! Geceleri bi­rer âbid iken, gündüzleri ise yılmaz ve yıkılmaz birer kahraman kesiliyorlar. Fethettikleri belde­lerde hiç kimseye zulmetmiyorlar. Birbirlerine kardeş muamelesi yapıyorlar...
Gerçekten alınan beldeler, yalnız kılıç zoru ve bilek kuvvetiyle zapt edilmemişti. İslâm'ın adalet ve hakkaniyet anlayışını görenler veya duyanlar, fazla zorluk çıkarmadan İslâm ordula­rına teslim oluyorlardı.
Müslümanların girdikleri ülkelerde göster-   dikleri âdilâne davranış, halkı son derece memnun etmiş ve İslâm idaresine içten ve gönülden bağlamıştı.
Bizans İmparatoru için artık talihini bir kere daha denemekten başka çare kalmamıştı. Bu-    yük bir askerî harekâta girişmek üzere, Antakya civarına çok sayıda asker yığmaya başladı. Bi­zans, bütün kuvvetini ortaya koyuyordu. Du­rum oldukça kritikti.
O sırada İslâm ordusu, daha yeni fethettiği Humus bölgesinde bulunmaktaydı. Ordu ku­mandanı Ebu Ubeyde, vaziyetten haberdar olur olmaz, derhal subaylarını ve kumandanlarını toplayarak bir danışma meclisi teşkil etti.
Müzakereler esnasında bazıları, kadın v çocukları şehirde bırakarak düşmanı dışarıda karşılamayı önerdiler. Diğer bir kısmı ise, bu fikre taraftar olmadılar. Baş kumandan Ebu Ubeyde:
-    Öyle ise ahaliyi şehirden çıkaralım," diye yeni bir fikir ileri sürdü. Fakat kumandanlarda
bir kısmı, bu fikre karşı çıkarak şöyle dediler:
-    Hayır, bunu yapmaya hakkımız yok. Biz ahaliye, barış ve asayiş içinde yaşatmak şartıyla
koruma garantisi verdik. Bu taahhüdümüzü ir.
lal edemeyiz.
Nihayet oy birliğiyle, Şam'a dönülmeye karar verildi. Ebu Ubeyde, ordunun Hazinedarını çağırarak, Humus'taki halktan cizye (vergi) olarak alınan paraların iade edilmesini emretti Emrin sebebini de şöyle açıkladı:
— Bizler vergiyi onlardan, kendilerini düşmanlarına karşı savunmak için almıştık. Mademki himaye edemeyeceğiz; paralarını iade ederek kendilerini himaye edemeyecek durum­da olduğumuzu bildirmemiz lâzımdır.
Toplanmış olan yüz binlerce altın, derhal gayr-i Müslim ahaliye dağıtıldı. Halk, Müslü­manların bu hareketinden son derece duygulan­mış ve "inşallah tekrar döner, bize yeniden hâkim olursunuz" diye candan ve gönülden dileklerde bulunmuşlardı.
İslâm ordusu bu hareketi yalnız Humus'ta değil, önce fethedip sonra çekilmek zorunda kaldığı bütün beldelerde tatbik etmiştir.
Dünya tarihinde hâkimiyeti altına aldığı şe­hirlerden himaye şartıyla topladığı vergileri, şehri koruma imkânı kalmadığı zaman, ahaliye geri ödeyen bir başka adalet anlayışı gösterebilir mi?
Dünyada hangi millet başka bir devletin hâkimiyeti altına girmeyi can ü gönülden arzu eder!
İşte ancak İslâm'ın adaletli yönetimidir ki birçok milletleri kendi rızalarıyla hâkimiyeti al­tına almış ve asırlar boyunca onlara bağımsızlık isteğini aratmamıştır.
 


TÜRKİYE'DE TARİH EĞİTİMİNİ YETERLİ BULUYOR MUSUNUZ?
EVET
HAYIR

(Sonucu göster)


Reklam
 
GÜNCEL DÖVİZ KURLARI
 
GÜNCEL ALTIN FİYATLARI
 
KÖŞE YAZILARI
 
 
Bugün 9 ziyaretçi (27 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=